Bu Blogda Ara

5 Aralık 2010 Pazar

Uzmanlık Ama Nereye Kadar?

          Günümüz İş koşullarında gerçekleşen teknolojik gelişim patlaması;üretim,özellikle tasarım dalları içerisinde,insanları uzmanlaşmaya mecbur bırakmaktadır.Bu durum elbette ki biz mühendisleri geliştirmekte,ilgisi olduğu uzmanlıkta yetkin insanlar haline sokmaktadır.Fakat bu olumlu tarafının yanında,genel geçer seviyede bir gelişim ile geçiştirdiğimiz öteki branşlar,profesyonelliğimiz dışındaki konulara karşı gelişmeye başlayan uzaklaşma ve bunun getirdiği,''Her insanın kendine has bir fonksiyonu'' olduğu düşüncesi ile entellektüel kesim arasında büyük yer tutan mühendislerin,zaman içerisinde daha makineleşmiş ve belli komutları yerine getirip problemleri çözen robotlar haline gelmesi durumuna soktuğu aşikardır.
           Burada durumu değerlendirmek için robot mantığını ele alalım.Kendisine öğretilen herhangi bir fonksiyonu,dışarının yardımı olmaksızın ilgisi olduğu problemi çözmek için kullanan cihazlara robot diyoruz.Robotlar şu an hayatımızın içerisinde büyük oranda yer tutmasa da,gelecekte yaşantımızın,aynı cep telefonlarında olduğu gibi,çok büyük bir kesimini işgal edeceği barizdir.Şu an ki hallerinde asimo gibi otonom aygıtların yapılaşması gerçekleşmekte bile.O günler geldiğinde,biz mühendisler her bir fonksiyonu çözen robot mu yapacağız yoksa,belli fonksiyonları çözen robotlar mı?Tembel insanlarız biz elbette ki ikinci seçenek olan uzmanlaşmış robotları seçeceğiz.
           Uzmanlık konusuna değinelim şimdi de.Aydınlanma çağı ile ortaya çıkan sanayii devrimi ve bunların akabinde gelişen sanayileşme,İçinde olduğumuz dünyada,hem emeği ucuzlatıp insanların sırtından aldı,hem de teknik açıdan oldukça geniş yelpazede bir araştırma konusu açtı.Elbette ki çok,çok geniş konular olan mühendislik dallarında her bilginin öğrenilebilmesi,bir insandan beklenemez.Bu sebeple her bir mühendislik kendi ilgilendikleri alanlara ayrıldı.Ardından bu ayrımdan sonra yapılan gelişmeler nitecesinde görüldü ki,''mühendisliği belli bir branşlara ayırmak,mühendislik formasyonu için yeterli değildir.Branşların da kendi aralarında dallanmalar gerçekleştirmesi gerekir.''Sonuç olarak dallar,bunlardan doğan da uzmanlık birimleri oluşturuldu.Böylece bu uzmanlık formasyonunun sonucu olarak her mühendis kendi dallarında geliştirdiği uzmanlık ile o dalın problemini çözmede,şüphesiz en vasıflı kişi olarak var olabilecekti.
           Bu iki ayrı dal arasında fark ediyoruz ki,Bir mühendisin belli fonksiyonları yerine getirecek bir robot yapması ile,sistemin mühendislere belli problemleri çözebilen mühendisler yetiştirmesi arasında bir fark yoktur.Nasıl ki robotların kontrolü kolaydır,uzmanlaşmış,kendi alanı dışında yetkin olmayan bir karakterin yönetimi de o kadar kolaydır.Bu durum ise insanlık kriterlerine uymayacağı aşikar olduğuna göre sonuç olarak görebiliriz ki,kesin ve katı bir uzmanlık,daha perspektifli ve entellektüel bir mühendisin vasfı olamaz.
          Bu durumda diyebiliriz:''Bir mühendisin vasıfları nelerdir?'' diye.Daha doğrusu en temel problem olan ''mühendis nedir?''problemine çözmeye.Bu problem için genel geçer cevaplarımız olduğu barizdir,fakat şunu biliyoruz ki ''Bir mühendis kesinlikle herşeyi bilecek bir server bilgisayar değildir.'' veya ''Bir mühendis,belli fonksiyonları olan,öteki türlü işe yaramaz nitelikte bir robot değildir.'' şeklinde iki sonuç karşısında ne değildir sorusuna cevap verebilmemiz,yetkin bir mühendis olmak karşısında atılması gereken ilk adımlar niteliği taşır.Söz konusu olan şey,yine biz mühendislerin yegane karakteri olan optimizasyonelliktir.Burada bu karakter niteliği ile optimize olmuş mühendis tanımını arayıp bulacağımızı umut ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder